kırmak
-arView count updated May 16, 2025, 12:00 AM
Definitions
fiil, -i
Sert şeyleri vurarak veya ezerek parçalamak
Taşları kırmak. Bardağı kırmak.
İri parçalara ayırmak
fiil, nesnesiz
Belirli bir biçimde katlamak
Forma kırmak.
Öldürmek, yok olmasına neden olmak
Bu yıl soğuk, hayvanları kırdı.
Tavlada karşı oyuncunun pulunu oyun dışında bırakmak
Vücut kemiklerinden birini parçalamak
Ayol, yapma, gel, düşüp bir yerini kıracaksın!
-Osman Cemal Kaygılı Tahılı iri ve kaba öğütmek
fiil, -e
Hareket durumundaki canlının veya taşıtın yönünü değiştirmek, çevirmek, döndürmek
Ne tarafa doğru meyil varsa gidonu o tarafa doğru kıracaksınız ki bisiklet doğrulsun.
-Burhan Felek mecaz
Dileğini kabul etmeyerek veya beklenmeyen bir davranış karşısında bırakarak gücendirmek; yaralamak
Bazen bir kelimenin, bir ses tonunun sevdiğimiz bir insanı kırdığını görürüz.
-Mehmet Kaplan mecaz
Yok etmek
Bir gündüz olsa belki bu derdi kıracağım / Yoksa bu sensizlikten artık çıldıracağım
-Enis Behiç Koryürek mecaz
Gücünü, etkisini azaltmak
Birkaç gün evvel yağan yağmur sıcağı kırmamış.
-Burhan Felek argo
Kaçmak, uzaklaşmak
fiil, nesnesiz, ticaret
Değerinden düşük fiyata almak
Bono kırmak. Çek kırmak.
Connections
Related Phrases
Pronunciations
Loading pronunciations...
turkce-sozluk.com