hareket
Definitions
isim
Vücudu oynatma, kıpırdatma veya kımıldanma
Her hareketi kamera önünde rol yapıyormuşçasına hesaplı.
-Refik Halit Karay See alsodavranış
Sakin, dürüst, kıyafeti ve hareketleriyle hiçbir ayrılık göstermeyen bir adamdır.
-Halide Edip Adıvar Yola çıkma
Hareketimiz iki gün ertelendi.
fizik
Bir cismin bütününün veya bir kısmının yerini, konumunu veya durumunu değiştirmesi; devinim, aksiyon
Belirli bir amaca varmak veya bir düşünceyi yerleştirmek için birbiri ardınca yapılan faaliyetler dizisi; akım
Türkçülük hareketi. Dilde özleşme hareketi.
Toplu olarak ufak çapta başkaldırma
coğrafya
See alsodeprem
Ben diyor, hareket olurken Eminönü'nde idim.
-Memduh Şevket Esendal Demir yollarında katarların düzenlenmesi ve hangi saatlerde yola çıkıp hangi duraklarda karşılaşacaklarını düzenleme işleri
Hareket cetveli. Hareket memuru.
felsefe, fizyoloji
See alsodevinim
müzik
Bir parçanın yavaşlık, çabukluk derecesi
spor
Kas ve eklemlerin, belli doğal şartlar içerisinde işlemeleri sonucu vücut bölümlerinde düzenli ve olumlu etkilerle oluşturdukları yer değişimi
ticaret
Fiyat vb. sayıların, değerlerin değişmesi
Connections
Related Words
Word graph
Explore nearby words and phrases from stored dictionary relations.
Preview the relation map
Load the interactive graph when you want to inspect nearby word and phrase relations.