gerçek
-ğiView count updated May 16, 2025, 12:00 AM
Definitions
isim
Yalan olmayan, doğru olan şey; çın, ciddi, hakikat
Esasen bizim için millî varlık ile istiklal ve hürriyet aynı gerçeğin çeşitli cepheleridir.
-Mehmet Kaplan See alsogerçeklik
Her hâlde o gün imparatorluğun ölümü apaçık bir gerçekti.
-Halide Edip Adıvar See alsodoğruluk
Bu laflarda gerçek payı ne kadar çoksa duygu payı da ondan az değildir.
-Burhan Felek sıfat
Yalan olmayan
O yürekler acısı fukara kafile, yüzlerinden gerçek acı aka aka ölü arkadaşlarının namazını kıldılar.
-Halikarnas Balıkçısı sıfat
Bir durum, bir nesne veya bir nitelik olarak var olan, varlığı inkâr edilemeyen, olgu durumunda olan, özbeöz, hakiki, reel
Kâğıt paranın saymaca değeri varsa da gerçek değeri yoktur.
sıfat
Aslına uygun nitelikler taşıyan, sahici
Gerçek elmas. Gerçek hikâye.
sıfat
Temel, başlıca, asıl
Bir kişinin ahlaklı olması için, o benim dediğim gerçek ahlaka erişebilmesi için bir iç âlemi olmalıdır.
-Nurullah Ataç sıfat
Doğadaki gibi olan, doğayı olduğu gibi yansıtan
sıfat
Yapay olmayan
sıfat, felsefe
Düşünülen, tasarımlanan, imgelenen şeylere karşıt olarak var olan
Connections
Word graph
Explore nearby words and phrases from stored dictionary relations.
Center
Synonym
Related word
Phrase
Antonym
Preview the relation map
Load the interactive graph when you want to inspect nearby word and phrase relations.
Pronunciations
Loading pronunciations...
turkce-sozluk.com