geçmek
-erDefinitions
fiil, -e
Bir yerden başka bir yere gitmek
Elindeki kitabı bırakıp bulundukları odaya geçtim.
-Tarık Buğra fiil, -den
Bir yandan girip diğer yandan çıkmak
İplik iğne deliğinden zor geçti.
fiil, -den
Yol, araç veya akarsu bir yerin yakınından veya içinden gitmek
Eve giderken sizin sokaktan geçeriz.
fiil, -den
Bir duruma uğramak, konu olmak
Dayaktan geçmek. Muayeneden geçmek.
fiil, -i
Okulda, sınavda başarı göstermek
Hatırlıyor musun, sizin evde bana matematik dersi verirdin, sayende sınıfı geçtim, diyor.
-Atilla Keskin fiil, -de
Ömür yaşamak
fiil, -den
Bir şeyi bundan böyle yapma durumunda olmamak
Hakkın var. Ne çare ki bizden geçti diye söyleniyor.
-Reşat Nuri Güntekin fiil, -de
Olmak, vuku bulmak, cereyan etmek
Bu odanın içinde geçen aşk anları artık çok uzaklardaydı.
-Attilâ İlhan fiil, -e, -i, -den
Bulaşmak, sirayet etmek
Hastalık bana ondan geçti.
fiil, -e, -den
Herhangi bir durum, soya çekim yoluyla birinde görünmek
Bu titizlik ona babasından geçmiş.
fiil, -e, -den
Bulunduğu yeri veya konumu değiştirmek
Bir yeri aşmak, öbür yana ulaşmak
İstanbul'a geçecek değil, parmağımı kımıldatacak takatim yok.
-Sermet Muhtar Alus Yerini bırakıp başka yer almak
fiil, -den
Bir konu üzerinde veya bir yerde çalışmış olmak
Şimdiki tuluat artistlerinin çoğu oradan geçtiler.
-Sait Faik Abasıyanık Etki yapmak; işlemek
Soğuk, ciğerime geçti. Başına güneş geçmiş.
Görev almak
İktidara geçmek.
Kalmak, devrolmak
Paralar suyunu çekti. Fabrika da olduğu gibi Nihat'a geçti.
-Necip Fazıl Kısakürek fiil, -i
Geride bırakmak; aşmak
Bizim yelkenli vapuru geçecek. Ordu sınırı geçti. Çocuğun boyu babasını geçti.
fiil, nesnesiz
Tükenmek, bitmek; sona ermek
Yavaş yavaş bu hırs geçer.
-Falih Rıfkı Atay fiil, -i
Üstünlük sağlamak
fiil, -i
Söylemeden veya bitirmeden atlamak
O meseleyi geçelim. O bahsi geç!
fiil, -i
Zamanı aşmak, geride bırakmak
Şehzadebaşı'na geldikleri zaman saat onu geçiyordu.
-Peyami Safa fiil, -le
Zaman tükenmek
Bütün günüm seni takip etmekle geçti.
-Yakup Kadri Karaosmanoğlu fiil, -i
Bir müzik parçasını meşk ederek öğrenmek, çalmak veya söylemek
fiil, -i, -den
Birinden meşk etmek
Bu şarkıyı kimden geçtiniz.
Haberi bir iletişim aracı ile bildirmek
Ankara haberlerini gazetesine geçiyormuş.
fiil, nesnesiz
Ateş vb. sönmek
Ocak sönmüş, koru bile geçmişti.
-Nabizade Nâzım Yazılmak, girmek
Tarihe geçmek. Kitaba geçmek.
fiil, nesnesiz
Sürümü olmak, satılmak
fiil, -e, -i
Konuşmada sözü geçmek veya basında yer almak
Kısa süren bir hastalıktan sonra göçüp gideceğini hissetmiş hatta ölümünün gazetelere bile geçmemesini istemişti.
-Halide Edip Adıvar fiil, nesnesiz
Kullanımda olmak, tedavülde olmak
Bu para artık geçmiyor.
fiil, nesnesiz
Kabul edilemez olmak
Senin paran burada geçmez.
fiil, -den
Bırakmak, vazgeçmek
Bana yârden geç derler / Seven yârden geçilir mi?
-Halk türküsü Bir yere gidip oturmak
fiil, nesnesiz
Çok bekletilmekten çürümeye yüz tutmak
Bu karpuz geçmiş.
fiil, nesnesiz
Sıyrılmak, kurtulmak, işin içinden çıkmak
Görmedim, dedi, geçti.
fiil, argo, yardımcı fiil
Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar
lska geçmek. Diskur geçmek.
fiil, ağızlardan, -e, -i
Çekiştirmek, yermek
Beni sana geçmişler / Vallahi ben demedim
-Halk türküsü