Trending:

güzel

View count updated May 25, 2025, 12:00 AM

Definitions

  1. sıfat

    Göze ve kulağa hoş gelen, hayranlık uyandıran, çirkin karşıtı

    Yalının en güzel odası bizimdi.
  2. sıfat

    Göze ve kulağa hoş gelen, hayranlık uyandıran, çirkin karşıtı

    Güzel kız. Güzel çiçek.
  3. İyi, hoş; mis (I)

    Güzel şey canım, milletvekili olmak!
    -Çetin Altan
  4. Beklenene uygun düşen ve başarı düşüncesi uyandıran

    Buradan ayrılman için sana güzel bir fırsat sunuyorum.
    -Ezgi Özkul
  5. Soyluluk ve ahlaki üstünlük düşüncesi uyandıran

    Turgut rolünün etkisinden henüz kendini kurtaramamış, Selim’in kollarında yatıyor, bu sırada güzel bir hareket oldu…
    -Oğuz Atay
  6. Görgü kurallarına uygun olan

  7. Sakin, hoş (hava)

    Evet sadece ikimiz... Üstelik ne güzel bir yaz akşamı...
    -Füruzan
  8. Okşayıcı, aldatıcı, kandırıcı

    Sultan, bu misafirlere iltifat etti, hilatler giydirerek güzel vaatlerde bulundu.
    -Nezihe Araz
  9. Pek iyi, doğru

    Dili önemsemen güzel ama dil öğrenme işini biraz hafife alman lazım.
    -Salih Uyan
  10. isim

    Hoş görünüşlü kız veya kadın

    Güzeller deniz kenarına geldikleri zaman âşıklar da kale burçlarına ve bedenlerine dolarlar.
    -Asaf Halet Çelebi
  11. isim

    See alsogüzellik kraliçesi

    Türkiye güzeli Keriman Halis, Belçika’daki yarışmada dünya güzeli seçildi.
    -Özhan Uluatam
  12. zarf

    Hoşa giden, beğenilen, iyi, doğru bir biçimde

    Arabayı koştururken boyunlarındaki ziller güzel şıngırdıyordu atların.
    -Reşat Enis Aygen
  13. zarf

    Adamakıllı, şiddetli bir biçimde

    Karıkoca bu kuzu yüzünden güzel bir kavga ettiler.
    -Ömer Seyfettin

Connections

Pronunciations

Loading pronunciations...
turkce-sozluk.com