görmek
-ürView count updated May 16, 2025, 12:00 AM
Definitions
fiil, -i
Gözle algılamak, seçmek
Anlamak, kavramak, sezmek
Türk iradesinin ne demek olduğunu da sen göreceksin.
-Ruşen Eşref Ünaydın Yanına gidip konuşmak
Bugün müdürü göreceğim.
Bir şey hakkında bir yargıya varmak, değerlendirmek
Belirli bir zamanın içinde bir olaya tanık olmak, yaşamak
Hangi memlekete gitsek resmî makamlar kadar halkın da rağbetini görürdük.
-Falih Rıfkı Atay Yapmak, etmek
İş görmek. Masraf görmek.
fiil, -i, -den
Kendisine yapılmak, bir davranışla karşılaşmak, maruz kalmak
fiil, nesnesiz
Bir şeye erişmek
Cebi para görmek.
Çok değer vermek
Gözü yalnız parayı görüyor.
fiil, nesnesiz
Bir işleme uğramak
Teftiş görmek.
fiil, nesnesiz
Yüzü bir yöne doğru olmak, bakmak
Ev güneş görüyor.
Ziyaret etmek
Karşılaşmak, rastlaşmak
fiil, -le
Gözlerin görmediği durumlarda başka duyu organlarıyla algılamak
Körler parmaklarıyla görürler.
fiil, nesnesiz
Sahne olmak, geçirmek
Bu ova çok savaş gördü.
Saymak, herhangi bir şey gibi görmek
Gezmek
Ankara'yı gördün mü?
teklifsiz konuşmada
Para vermek
Baba hiç param yok, biraz görsen beni, dediği sabahı minnetle anımsar Ali Bey.
spor
Takım arkadaşlarından en uygun olanına pas atmak
Connections
Related Words
Pronunciations
Loading pronunciations...
turkce-sozluk.com