etmek
-derView count updated May 25, 2025, 12:00 AM
Definitions
fiil, nesnesiz
Bir işi yapmak; eylemek
Şemsi, sıra düştükçe emlak komisyonculuğu ediyordu.
-Haldun Taner "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak
İyi ettiniz de geldiniz.
fiil, -i
Bir zamana erişmek
Hemşehrileri gelir, kemençe gibi bir çalgıyla sabahı ederlerdi.
-Refik Halit Karay fiil, -i, -den
Birini bir şeyden yoksun bırakmak
Eşit değer kazanmak
İki iki daha dört eder.
Herhangi bir değerde olmak
Kira dâhil olduğu hâlde aylık masrafımız tam beş lira ediyordu.
-Ömer Seyfettin Kötülükte bulunmak
Ah, iki bardak süt sen bana neler ettin?
-Sait Faik Abasıyanık fiil, -e
Küçük veya büyük abdestini yapmak
Çocuk altına etti.
Connections
Word graph
Explore nearby words and phrases from stored dictionary relations.
Center
Synonym
Related word
Phrase
Antonym
Preview the relation map
Load the interactive graph when you want to inspect nearby word and phrase relations.
Pronunciations
Loading pronunciations...
turkce-sozluk.com