doldurmak
View count updated May 16, 2025, 12:00 AM
Definitions
fiil, -i
Dolmasını sağlamak, dolu duruma getirmek; kaplamak
Bunu bilmek içimi kederle dolduruyordu.
-Adalet Ağaoğlu Araç deposunu akaryakıtla tamamen dolu duruma getirmek
fiil, nesnesiz
Ateşli silahların içine mermi sürmek
İki tabanca getirdiler, takır takır doldurdular.
-Falih Rıfkı Atay fiil, nesnesiz
Bildirge, çizelge, fiş vb. basılı kâğıtların boş yerlerini tamamlamak
Osmanlı tabiiyetini haiz Müslim diye, yol tezkeresi doldururlardı.
-Ömer Seyfettin Yaşını, yılını bitirmek
Yirmi yaşını dolduralı bir iki seneden fazla olmamıştı.
-Orhan Veli Kanık Ses, koku yayılıp kaplamak
Odanın içini kızarmış bir ekmek kokusu doldurmuştu.
-Sait Faik Abasıyanık Belirli bir süreyi kaplamak, almak
Balıkçılara yardım etmek bütün zamanını doldurmayınca kentin içerilerine, gecekondu mahallelerine gitti.
-Ayla Kutlu fiil, mecaz, -le
Canlılık kazandırmak
Evi sade sesiyle değil vücudu ile de doldurdu.
-Haldun Taner mecaz
Birini, başkası için kötü düşünecek bir duruma getirmek
Ah, biliyorum, biliyorum seni o gece doldurdular.
-Yakup Kadri Karaosmanoğlu
Connections
Related Words
Word graph
Explore nearby words and phrases from stored dictionary relations.
Center
Synonym
Related word
Phrase
Antonym
Preview the relation map
Load the interactive graph when you want to inspect nearby word and phrase relations.
Pronunciations
Loading pronunciations...
turkce-sozluk.com