Trending:

doldurmak

View count updated May 16, 2025, 12:00 AM

Definitions

  1. fiil, -i

    Dolmasını sağlamak, dolu duruma getirmek; kaplamak

    Bunu bilmek içimi kederle dolduruyordu.
    -Adalet Ağaoğlu
  2. Araç deposunu akaryakıtla tamamen dolu duruma getirmek

  3. fiil, nesnesiz

    Ateşli silahların içine mermi sürmek

    İki tabanca getirdiler, takır takır doldurdular.
    -Falih Rıfkı Atay
  4. fiil, nesnesiz

    Bildirge, çizelge, fiş vb. basılı kâğıtların boş yerlerini tamamlamak

    Osmanlı tabiiyetini haiz Müslim diye, yol tezkeresi doldururlardı.
    -Ömer Seyfettin
  5. Yaşını, yılını bitirmek

    Yirmi yaşını dolduralı bir iki seneden fazla olmamıştı.
    -Orhan Veli Kanık
  6. Ses, koku yayılıp kaplamak

    Odanın içini kızarmış bir ekmek kokusu doldurmuştu.
    -Sait Faik Abasıyanık
  7. Belirli bir süreyi kaplamak, almak

    Balıkçılara yardım etmek bütün zamanını doldurmayınca kentin içerilerine, gecekondu mahallelerine gitti.
    -Ayla Kutlu
  8. fiil, mecaz, -le

    Canlılık kazandırmak

    Evi sade sesiyle değil vücudu ile de doldurdu.
    -Haldun Taner
  9. mecaz

    Birini, başkası için kötü düşünecek bir duruma getirmek

    Ah, biliyorum, biliyorum seni o gece doldurdular.
    -Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Connections

Related Words

Word graph

Explore nearby words and phrases from stored dictionary relations.

Preview the relation map

Load the interactive graph when you want to inspect nearby word and phrase relations.

Pronunciations

Loading pronunciations...
turkce-sozluk.com