dolaşık
View count updated May 16, 2025, 12:00 AM
Definitions
sıfat
Karışık olan (saç, ip vb.)
Bir buğday benizli zülfü dolaşık / Gitme diye beni yolda eğler var
-Karacaoğlan Dolaşarak giden (yol)
Tozlu ve dolaşık yollar üzerinde saatlerce taban tepmiş.
-Ahmet Haşim mecaz
Kolay çözülmeyecek veya içinden çıkılmayacak derecede karışık
Birtakım dolaşık işleri yüzünden istifasını verip çekildi.
-Yakup Kadri Karaosmanoğlu mecaz
Amacını doğrudan doğruya değil de dolayısıyla sezdiren
Dolaşık ve tutuk bir dille, yarı anlaşılır yarı anlaşılmaz cümleler mırıldanmaya başladı.
-Peyami Safa
Pronunciations
Loading pronunciations...
turkce-sozluk.com