dokunmak
View count updated May 16, 2025, 12:00 AM
Definitions
fiil, -e
Nesnelerin sıcaklık, soğukluk, sertlik, yumuşaklık vb. niteliklerini derinin altındaki sinir uçları aracılığıyla duymak; yordamlamak, temas etmek
Bir elektrik zilinin düğmesine dokunduk.
-Ahmet Haşim Birbirine veya bir şeye hafifçe değmek; ilmek (III)
El sürmek, el sürüp arıştırmak
Bu kâğıtlara kimse dokunmasın.
fiil, nesnesiz
Alıp kullanmak, el sürmek
Buğdaydan, bulgurdan ne varsa kimse dokunmuyor, daha zor günlere saklıyordu.
-Nezihe Araz fiil, nesnesiz
Sağlığını bozmak, rahatsızlanmasına sebep olmak, yaramamak
Bu yemek bana dokunur. Bu hava dokundu.
İnsanın içine işlemek, duygulandırmak, etkilemek
Hiçbir gözyaşının bana onunkiler kadar dokunduğunu hatırlamıyorum.
-Reşat Nuri Güntekin See alsodeğinmek
Eğitim konusuna dokunan bir yazı.
Onur, anlayış vb. ile uyuşmaz bir durum ortaya çıkmak
mecaz
Tedirgin etmek, rahatsız etmek; batmak
Connections
Related Words
Word graph
Explore nearby words and phrases from stored dictionary relations.
Center
Synonym
Related word
Phrase
Antonym
Preview the relation map
Load the interactive graph when you want to inspect nearby word and phrase relations.
Pronunciations
Loading pronunciations...
turkce-sozluk.com