doğrultmak
View count updated May 16, 2025, 12:00 AM
Definitions
fiil, -i
Doğrulmasını sağlamak, doğru duruma getirmek
Aralarında bellerini doğrultamayacak kadar yaşlıları da vardı.
-Tarık Buğra Düzgün duruma getirmek
Yanlışları doğrultmak.
Bir şeye veya yere doğru yöneltmek
Ancak delikanlı, kargının sapını yere gömüp ucunu ata doğrultarak hasmının saldırısını engelliyordu.
-İhsan Oktay Anar Yön bulmak
Karşıki tepeye bakarak yolu doğrultup geldim.
Para sağlamak, kazanmak
Bütçemizi doğrultur, pansiyoner olmaktan vazgeçeriz.
-Attilâ İlhan
Word graph
Explore nearby words and phrases from stored dictionary relations.
Center
Synonym
Related word
Phrase
Antonym
Preview the relation map
Load the interactive graph when you want to inspect nearby word and phrase relations.
Pronunciations
Loading pronunciations...
turkce-sozluk.com