dönmek
-erDefinitions
fiil, nesnesiz
Kendi ekseni üzerinde veya başka bir şeyin dolayında hareket etmek
İçeride anahtarın acı bir gıcırtıyla döndüğünü duydum.
-Yusuf Ziya Ortaç fiil, -e, -den
Geri gelmek, geri gitmek
Ertesi gün aynı yoldan Bodrum'a döndük.
-Halikarnas Balıkçısı fiil, -e
Yönünü belli bir tarafa doğru çevirmek
Babam birdenbire bana döndü.
-Sait Faik Abasıyanık fiil, -i
Bir tarafa sapmak
Gülümseyerek bir köşeyi döndü.
-Peyami Safa fiil, -e
Bir şeyi andıracak duruma girmek, benzemek
Dikmen yolları, mabede adak için gidenlerin yollarına dönmüştü.
-Aka Gündüz Sınıfta kalmak
Çocuk çalışmazsa bu yıl döner.
fiil, -e
Durumdan duruma geçmek, değişmek, olduğundan daha değişik bir durum almak
Erkekler tekaüt olunca çocuğa dönüyorlar.
-Reşat Nuri Güntekin fiil, -de
Belirli bir yerde dolaşmak
fiil, -de
Kendini bir yandan bir yana çevirmek
Yatağında sabaha kadar dönüp durdu.
Yönetilmek, düzene konulmak, çekip çevrilmek
fiil, -e
Söz konusu etmek, hatırlamak
Biz yine onun gençliğine, lise öğretmeni olduğu zamana dönelim.
-Haldun Taner fiil, -e
Bırakılan bir konu veya işe başlamak
mecaz
Hileyle, gizlice yapılmak
Burada bir şeyler oluyor, bir şeyler dönüyor ama anlayamıyorum.
-Refik Halit Karay din bilimi
İnanç, din veya düşüncesini değiştirmek
Annesinin İtalyan Yahudisiyken döndüğünü söylemişti.
-Ömer Seyfettin
Connections
Related Words
Related Phrases
Word graph
Explore nearby words and phrases from stored dictionary relations.
Preview the relation map
Load the interactive graph when you want to inspect nearby word and phrase relations.