dökmek
-erDefinitions
fiil, -i
Sıvı veya tane durumunda olan şeyleri bulundukları kaptan başka bir yere boşaltmak
İhtiyar karısı pırıl pırıl kalaylı maşrapa ile ona su dökecek.
-Sait Faik Abasıyanık Belli bir yere boşaltmak
Mebrure’nin yardımını reddederek yarım bardak suya bu kâğıdın içindeki tozu döktü, küçük bir kaşıkla karıştırarak ilacı bir hamlede içti.
-Peyami Safa See alsoakıtmak
Annem bunu sezdiği gün, babamın arkasından döktüğü yaşları unutacak kadar bedbaht olur.
-Yusuf Ziya Ortaç fiil, -e
See alsosaçmak
Tavuklara yem döktü.
Bir şeyi salmak, bırakmak
Üstünde bulunan bir şeyi düşürmek
Yapraklarını dökmüş iki söğüt ağacı...
-Sait Faik Abasıyanık Teninde kızamık, kızıl, suçiçeği hastalıklarında olduğu gibi kırmızı lekeler çıkmak
Maden, mum eriyiği veya çimento, alçı vb.ni kalıba akıtarak biçim vermek, döküm yapmak
Heykel ilkin çamurdan yapılıyor, sonra kalıbını çıkarıp tunçtan dökecekler.
-Haldun Taner Sulu hamuru kızgın yağ veya tepsinin içine akıtarak pişirmek
Lokma dökmek. Kadayıf dökmek.
Bir yere çokça bir şey yığmak, taşımak
Sınıra asker dökmek.
fiil, nesnesiz
Çok söylemek
Dil dökmek.
Bir şeyi yok etmek için atmak
Satılmayan hamsileri denize döktüler.
fiil, -e
Bir işte veya bir konuyu ele alış biçiminde değişiklik yapmak
Şimdi maşallah açılmaya başladım diye söylenirsin, işi ahbaplığa dökersin, olur gider.
-Reşat Nuri Güntekin Yakmak, tutuşturmak
Sabah ve akşam kahvaltıları için mangal döktürürdü. Mangal yakmak denmezdi. Mangalı dök, tutuştur denirdi.
-Nezih Neyzi Kullanmak, harcamak, sarf etmek
Dimağ ve beden cevherlerini döken çocukları hesaplı bir kalori ile beslemek lazımdı.
-Cahit Uçuk mecaz
Çok sayıda öğrenciyi sınavda veya bir üst sınıfa geçirmede başarısız saymak
Sınıfın yarısını döktüler.
fiil, mecaz, nesnesiz
Bol bol vermek, ödemek, sarf etmek
Para dökmek.
mecaz
Açığa vurmak, söylemek, ortaya koymak
Acaba biraz anlatsan, derdini döksen olmaz mı?