dökülmek
View count updated May 16, 2025, 12:00 AM
Definitions
fiil, nesnesiz
Dökme işi yapılmak veya dökme işine konu olmak
Bekliyorum. Bir gül döküldü vazoda / Bekliyorum. Ses yok ölgün piyanoda
-Halit Fahri Ozansoy Yaprak, saç, diş, sıva bağlı bulunduğu yerden veya organdan kopup düşmek
Kumaş dökümlü olmak
Bir işi, bir konuyu ele alış biçiminde değişiklik olmak
fiil, -e
Bir yere düşmek
Bizim motor ikiye bölünüp suya döküldüğümüzde dört kişiydik.
-Zeyyat Selimoğlu Çıkmak, ortaya konulmak
Âdeta düşünmeksizin kaleminden masal sahnelerine benzeyen dağ, dere, uçurum resimleri dökülüyordu.
-Reşat Nuri Güntekin Bir şey kaplamak, yayılmak
Duvarlar bütün ışıkları yutuyor, halkın üstüne bir toprak rengi dökülüyor.
-Memduh Şevket Esendal fiil, -e
Salınmak, serbest bırakılmak
Saçlarını arkaya atıp ensesine dökülen buklelerini kabarttı.
-Haldun Taner fiil, mecaz, -e
Kır, sokak vb. yerlerde insanlar çokça birikmek
Bahar o sene erken gelmiş, herkes tarlalara dökülmüştü.
-Sait Faik Abasıyanık mecaz
Çok eskimiş olmak, değerini ve güzelliğini yitirmek
Yaşayan, var olan her şey eskiyip dökülecek.
-Bedri Rahmi Eyüboğlu mecaz
Çok yorgun, hasta olmak
Erkek arıların takatleri kesilmeye başlar, bir bir dökülür, ölür giderler.
-Tarık Buğra coğrafya
Akarsular, göl veya denize akmak
Pronunciations
Loading pronunciations...
turkce-sozluk.com