bulmak
-urView count updated May 16, 2025, 12:00 AM
Definitions
fiil, -i
Bir şeyle, bir kimseyle arayarak veya aramadan karşılaşmak
Kafam her an bir konu bulmak için binbir çeşit şeye müracaat ediyor.
-Halide Edip Adıvar Bir şeyi elde etmek
Kaybedilen bir şeyi yeniden ele geçirmek
Paramı buldum.
See alsokeşfetmek
Şu kuvvetin, cevherin sırrını bulmaya çalışıyorum.
-Sait Faik Abasıyanık İcat etmek
İstenilen şeye kavuşmak
Kadınlık namına düşündüğüm şeylerin hiçbirini karımda bulamadım.
-Ömer Seyfettin Bir yere, bir noktaya erişmek, ulaşmak
Böylece yılın ortasını bulduk.
-Refik Halit Karay Herhangi bir görüşe, bir yargıya varmak
Ben de bunu akıllıca buldum.
-Memduh Şevket Esendal Uygun görüp seçmek
Bazen onlara yeni ve güzel kıyafetler buluyor.
-Halide Edip Adıvar Bir şeyi temin etmek
Sen otur ye, ben yatarken, kendim bir şeyler bulur, yerim.
-Sait Faik Abasıyanık fiil, nesnesiz
Cezaya uğramak
Eden bulur ağam, eden bulur.
-Aka Gündüz See alsoanımsamak
Bir türlü bulamadım caminin ismini dersem inanır mısınız?
-Sait Faik Abasıyanık fiil, nesnesiz
Bir şeyi belirlemek
Süleyman bu Rum gencine bir de Müslüman isim buldu.
-İsmail Metin
Connections
Word graph
Explore nearby words and phrases from stored dictionary relations.
Center
Synonym
Related word
Phrase
Antonym
Preview the relation map
Load the interactive graph when you want to inspect nearby word and phrase relations.
Pronunciations
Loading pronunciations...
turkce-sozluk.com