Trending:

bozmak

ar
View count updated May 16, 2025, 12:00 AM

Definitions

  1. fiil, -i

    Bir şeyi kendisinden beklenilen işi yapamayacak duruma getirmek

    O kötü hayaller, güzel düşünceleri bozmaz.
    -Mehmed Paksu
  2. Bir yerin, bir şeyin düzenini karıştırmak

  3. Dokunmak, zarar vermek

    Kendisini ziyaret eden gazetecilere dedi ki İtalya’da yemekler midemi bozdu.
    -Mevlüt Çelebi
  4. Geçersiz, hükümsüz bir duruma getirmek; nakzetmek

    Eğer nişanını bozduysa yazıklar olsun.
    -Memduh Şevket Esendal
  5. Büyük parayı küçük birimlere ayırmak

    Bir milyon lira bozar mısın?
  6. Bozguna uğratmak

    Düşman ordusunu bozmak.
  7. Altını paraya çevirmek

  8. Yabancı ülke parasını Türk parasına çevirmek

  9. Bağ veya bostanın son ürününü toplamak

    Bostanı bozduk.
  10. Bir kızın bekâretine zarar vermek

  11. Biçimini ve kullanılışını değiştirmek

    Eskileri bozuyor; beni, çocuğu giydiriyor.
    -Ömer Seyfettin
  12. mecaz

    Altüst etmek, çıkmaza sokmak

    Tam biraz rahat edeceğim, işimi bozuyorsun.
    -Sait Faik Abasıyanık
  13. mecaz

    Bir kimseyi beklemediği bir davranış karşısında bırakarak veya bir yalanını ortaya çıkararak küçük düşürmek

    Adamcağızı fena bozdunuz.
  14. fiil, mecaz, -le

    Aklını yitirecek derecede bir şeye düşkün olmak

    Adamcağız politika ile bozmuş.
  15. mecaz

    Kötü duruma getirmek

  16. hukuk

    Mahkeme itiraz yoluyla verilen kararı değiştirmek, yeniden yargılamanın önünü açmak

  17. din bilimi

    Oruç, abdest vb.ni geçersiz duruma getirmek

    Fakat plancılar bütün bu aşağılık iftiralar ve küfürle dolayısıyla papaza kızıp oruç bozmayacak kadar olgun ve şuurlu idiler.
    -Doğan Avcıoğlu

Connections

Pronunciations

Loading pronunciations...
turkce-sozluk.com