boşaltmak
View count updated May 16, 2025, 12:00 AM
Definitions
fiil, -i
Boş duruma getirmek
Bu durum, ister istemez evi doldurup boşaltanlarda da kısıntı yapmamızı gerektiriyordu.
-Adalet Ağaoğlu fiil, -e, -i
İçindekileri bir yere dökmek; çıkarmak
Elenmiş, tertemiz unu leğençe denilen küçük leğene boşalttı.
-Orhan Kemal Kurtarmak veya güvenliği sağlamak amacıyla bir yerin içindekileri dışarı çıkarmak
Bir silahta ne kadar mermi varsa hepsini arka arkaya patlatmak
Yayla devriyesi bizden yardım istemek için havaya silah boşaltmış.
-Hüseyin Rahmi Gürpınar See alsokusmak
Düğüm vb.ni çözülmüş duruma getirmek
İbrahim Ağa atın kolanlarını boşaltırken kendini bir iş yapmış sayar.
-Memduh Şevket Esendal
Connections
Related Words
Pronunciations
Loading pronunciations...
turkce-sozluk.com