Trending:

boş

View count updated May 25, 2025, 12:00 AM

Definitions

  1. sıfat

    İçinde, üstünde hiç kimse veya hiçbir şey bulunmayan; hali, tehi, tıngır, dolu (II) karşıtı

    Komşular bir şey anlamasın diye ateşte boş tencere kaynattığım zamanları bilirim, yine de babamın koskoca konağını terk etmemiştim.
    -Peride Celal
  2. isim

    Kullanıldıktan sonra içinde bir şey kalmayan, kirli bardak, çanak vb. kap

    Tam bu sırada yanlarından elindeki tepside boşlarla ortalıkçı bir çocuk geçmektedir.
    -Tarık Buğra
  3. Sürülüp ekilmemiş toprak

  4. zarf

    Herhangi bir iş yapmadan, çalışmadan

    Ben hiç hayatımda böyle yarım saat boş oturmadım…
    -Atilla Dorsay
  5. mecaz

    Görevlisi olmayan (iş, görev); münhal

    Boş kadro.
  6. isim, mecaz

    Yapılacak iş olmama durumu

    Bugün sabah boşum, gelebilirsin.
  7. mecaz

    Gerçeğe dayanmayan

    Bütün bunlar güneşli ve rüzgârlı bir günün boş vaatleri miydi?
    -Nâzım Hikmet
  8. mecaz

    Herhangi bir bilgisi olmayan

    Daha meselesiz, daha cahil, daha boş, daha yakışıklıydılar.
    -Sait Faik Abasıyanık
  9. mecaz

    Bir işe yaramayan, yararı olmayan

    Yaşlı başlı insanlarız, dedi. Birbirimizi boş tesellilerle aldatacak değiliz.
    -Reşat Nuri Güntekin
  10. zarf, mecaz

    Habersiz, hazırlıksız bir biçimde

    Tatar dilencinin küfürlerine işte böyle boş yakalandım.

Connections

Pronunciations

Loading pronunciations...
turkce-sozluk.com