bilmek
-irDefinitions
fiil, nesnesiz
Bir şey hakkında bilgi sahibi olmak, öğrenmiş bulunmak
Bunu bilmek içimi kederle dolduruyordu.
-Adalet Ağaoğlu fiil, -i
Bir şeyi anlamak, onun farkına varmak, gerçeğine ermek
fiil, -i
Bir bilim veya sanat dalında yeterli olmak
Yani kısacası bu mükemmel dilimizi kimse bilmez, okumaz.
-Burhan Felek Beceri ve ustalık isteyen bir işten anlıyor ve o iş elinden geliyor olmak
Dikiş ve ütü bilir, çay servisi yapabilir.
-Y. Öztuna Birini veya bir şeyi özelliklerinden tanıyıp çıkarmak
Kadıncığım aç. Ben geldim. Bilemedin mi?
-Hüseyin Rahmi Gürpınar See alsosanmak
fiil, -i
Sorumlu kabul etmek, muhatap kabul etmek
Ben arkadaşını bilmem, seni bilirim.
Bir şeyi yapmaya yeteneği olmak
Sevmeyi bilmek, sevebilmek de bir hüner, bir mutlu Allah vergisiydi.
-Sâmiha Ayverdi Birinin, bir şeyin veya bir olayın tanıtılan veya belirtilen biçimde olduğunu düşünmek
Bilirim yaşamaz güneşte / Bilirim yaşamaz yan yana aşkla / Ne haksızlık / Ne korku
-Necati Cumalı fiil, -i
İşine gelmek, uygun bulmak
Mal almasını bildi de parasını vermeyi mi bilmiyor?
Bir dili kullanabilmek
Müdüre İngilizce bildiğimi söyledim.
fiil, -i
Öyle olduğunu kabul etmek
Teşekkürü borç bilirim.
fiil, -i
Öyle olduğunu kabul etmek
Bütün insanları kardeş biliyorum.
-Cahit Sıtkı Tarancı dil bilgisi
-a / -e eki almış bir fiilin sonuna gelerek fiilin bildirdiği işi yapma gücünde bildiren birleşik fiiller oluşturur
Anlayabilmek. Gidebilmek. Kapayabilmek. Yazabilmek.
dil bilgisi
Olumsuz şekli bazı mastarlardan sonra kullanıldığında iş ve hareketin geciktiğini, uzun süre yapılmadığını veya bir türlü olmadığını ifade eder
O melodram ve romantiklik bana sindi. Yılmaz Güney'in Umut (1970) filmini seyredene kadar da gitmek bilmedi.
-Başak Deniz Erdoğan-Ayşegül Oğuz