bakmak
-arView count updated May 25, 2025, 12:00 AM
Definitions
fiil, -e
Bakışı bir şey üzerine çevirmek
Zamanla nasıl değişiyor insan / Hangi resmime baksam ben değilim
-Cahit Sıtkı Tarancı Bir şeyin yüzü bir yöne doğru olmak
Limana bakan penceresinden deniz görünürdü.
-Orhan Veli Kanık Bir şeyin gelişmesi veya iyi bir durumda kalması için emek vermek; esermek
See alsogeçindirmek
Üç çocuklu bir aileye bakıyor.
Bir iş birinden beklenmek
Evin bütün işleri bana bakıyor.
Hastayı muayene etmek
Tekrar yukarı çıktık, doktor baksın da bir şey desin diye beklemeye başladık.
Tedavi etmek için ilgilenmek
Görüp incelemek
Git bak bakalım, evdeler mi? Şu hesaba sen de bak.
Kontrol etmek
Yemeğin tadına bakar mısınız?
Bir işi yapmak, bir işi yapmakla görevli olmak
Pasaport işine polis bakar.
fiil, nesnesiz
İtina göstermek; ilgilenmek
Baktılar, ettiler; ilaç, tedavi faydası olmadı.
-Erhan Bener Başka bir şeyle ilgilenmeyip elindeki veya önündeki işle uğraşır olmak
Çocuğum, sen derslerine bak.
Yapılabilmesi bir şeye bağlı bulunmak
Bu iş beş bin liraya bakar.
Bir şeyi gözetmek, korumak
-e benzemek
Bu kumaşın rengi yeşile bakıyor.
fiil, nesnesiz
Bir şeyin farkına varmak
Bazı akşamlar bakarım Halil savuşur, nereye gittiğini de kimseye söylemez.
-Memduh Şevket Esendal Özen göstermek
Vaktini boş geçirmemeye bak!
Connections
Related Words
Word graph
Explore nearby words and phrases from stored dictionary relations.
Center
Synonym
Related word
Phrase
Antonym
Preview the relation map
Load the interactive graph when you want to inspect nearby word and phrase relations.
Pronunciations
Loading pronunciations...
turkce-sozluk.com