bütün
View count updated May 16, 2025, 12:00 AM
Definitions
sıfat
See alsotam
Size bütün bir kış için kuru ot temin edecek.
-Nâzım Hikmet Bir şeyin hepsi; kamu, bilcümle, bilumum, cümle, cemi, tamam, umum
Bütün civar köylerde onu sevmeyen yoktu.
-Yakup Kadri Karaosmanoğlu Bozuk olmayan (para)
Bütün para.
Parçalara ayrılmamış, tek parçadan oluşan; tüm (I), yekpare
isim
Parçalara ayrılmamış olan şey; kül (II)
isim
Tek parça olma durumu
Şiirde bir bütünün lüzumuna inananlar bile mısralar arasında birtakım aralıklar kabul eder.
-Orhan Veli Kanık
Connections
Pronunciations
Loading pronunciations...
turkce-sozluk.com