Trending:

ağır

View count updated May 16, 2025, 12:00 AM

Definitions

  1. sıfat

    Tartıda çok çeken; kilolu, sakil, hafif karşıtı

  2. Çapı, boyutu büyük

    Ağır top.
  3. See alsoyavaş

    Adam ağır adımlarla gelip masanın başına geçiyor.
    -Esat Mahmut Karakurt
  4. See alsoyoğun

    Evin sofasına girer girmez kendisini ağır bir duman karşıladı.
    -Abbas Sayar
  5. Çok az işiten (kulak)

  6. mecaz

    Gösterişi fazla olmayan, ciddi olan

    Ağır kıyafeti ile muhite uymayan Canan'ın yanında, ne kadar rahat ve sadeydi.
    -Mithat Cemal Kuntay
  7. See alsodeğerli

    Hiçbir yerden bir ses çıkmamış, kimse bir söz söylememişti. Yalnız Yumru kendi kendine taş yerinde ağırdır dedi.
    -Hüseyin Nihal Atsız
  8. mecaz

    See alsoçetin

    Denizcilik tarihinin en ağır sorumluluklarından birini üzerine alıyordu.
    -Feridun Fazıl Tülbentçi
  9. mecaz

    Sıkıntı veren, bunaltan; sakil

    Sanki ağır bir yükün altından kurtuldum.
    -Ömer Seyfettin
  10. mecaz

    Dokunaklı, kırıcı, insanın gücüne giden

    Kızmıştım, Keziban'a söylenecek şöyle ağır bir söz arıyordum.
    -Nurullah Ataç
  11. mecaz

    See alsoağırbaşlı

    Bu, on dokuz yaşında ufak tefek bir kızdı fakat otuz yaşındaki bir insandan daha ağırdı.
    -Halide Edip Adıvar
  12. mecaz

    Keskin, boğucu (koku)

    Bu koku, en hafif rüzgârla burnu kuvvetli bir adama uzaktan kendini hissettirecek kadar ağırdır.
    -Falih Rıfkı Atay
  13. See alsokısık

    Ağaya pek duyurmak istemeyen ağır bir sesle kulağıma eğildi.
    -Osman Cemal Kaygılı
  14. mecaz

    Davranışları yavaş olan

  15. mecaz

    Sindirimi güç (yiyecek)

    Ağır bir yemek.
  16. isim, spor

    See alsoağır sıklet

    Yıllarca ağırda güreşti.
  17. zarf

    Yavaş bir biçimde

    Cüneyt Bey sözlerini tartıyormuş gibi ağır söylüyordu.
    -Etem İzzet Benice

Connections

Pronunciations

Loading pronunciations...
turkce-sozluk.com