ağır
View count updated May 16, 2025, 12:00 AM
Definitions
sıfat
Tartıda çok çeken; kilolu, sakil, hafif karşıtı
Çapı, boyutu büyük
Ağır top.
See alsoyavaş
Adam ağır adımlarla gelip masanın başına geçiyor.
-Esat Mahmut Karakurt See alsoyoğun
Evin sofasına girer girmez kendisini ağır bir duman karşıladı.
-Abbas Sayar Çok az işiten (kulak)
mecaz
Gösterişi fazla olmayan, ciddi olan
Ağır kıyafeti ile muhite uymayan Canan'ın yanında, ne kadar rahat ve sadeydi.
-Mithat Cemal Kuntay See alsodeğerli
Hiçbir yerden bir ses çıkmamış, kimse bir söz söylememişti. Yalnız Yumru kendi kendine taş yerinde ağırdır dedi.
-Hüseyin Nihal Atsız mecaz
See alsoçetin
Denizcilik tarihinin en ağır sorumluluklarından birini üzerine alıyordu.
-Feridun Fazıl Tülbentçi mecaz
Sıkıntı veren, bunaltan; sakil
Sanki ağır bir yükün altından kurtuldum.
-Ömer Seyfettin mecaz
Dokunaklı, kırıcı, insanın gücüne giden
Kızmıştım, Keziban'a söylenecek şöyle ağır bir söz arıyordum.
-Nurullah Ataç mecaz
See alsoağırbaşlı
Bu, on dokuz yaşında ufak tefek bir kızdı fakat otuz yaşındaki bir insandan daha ağırdı.
-Halide Edip Adıvar mecaz
Keskin, boğucu (koku)
Bu koku, en hafif rüzgârla burnu kuvvetli bir adama uzaktan kendini hissettirecek kadar ağırdır.
-Falih Rıfkı Atay See alsokısık
Ağaya pek duyurmak istemeyen ağır bir sesle kulağıma eğildi.
-Osman Cemal Kaygılı mecaz
Davranışları yavaş olan
mecaz
Sindirimi güç (yiyecek)
Ağır bir yemek.
isim, spor
See alsoağır sıklet
Yıllarca ağırda güreşti.
zarf
Yavaş bir biçimde
Cüneyt Bey sözlerini tartıyormuş gibi ağır söylüyordu.
-Etem İzzet Benice
Connections
Related Words
ağır ağırağır araçağır aksakağırayakağır vasıtayavaş(absolete meaning)ağırbaşlı(absolete meaning)yoğun(absolete meaning)ağırcanlıağır cezaağır ceza mahkemesiağır çekimdeğerli(absolete meaning)ağırelliağır ezgieli ağırçetin(absolete meaning)ağır hapis cezasıağır hastaağır havaağır hidrojenağır işağırkanlıağır kayıp
Pronunciations
Loading pronunciations...
turkce-sozluk.com