üst
View count updated May 25, 2025, 12:00 AM
Definitions
isim
Bir şeyin yukarı, göğe doğru olan yanı; üzeri, fevk, alt karşıtı
Köyün üst tarafında, saman, taş ve yangın arasında, üstü sazlarla örtülmüş bir kulübenin önünde ateş yanıyor.
-Halide Edip Adıvar Bir şeyin görülen yanı, yüzü
Bu sefer taşın üstünden inip yere oturdu.
-Memduh Şevket Esendal Bir şeyin dış yüzü; üzeri
See alsogiysi
O günden sonra kapıya diktiği bir bekçiye iş çıkışları işçilerin üstlerini arattı.
-Lâtife Tekin Birine göre yüksek aşamada olan kimse; mafevk
Sonunda, üstlerinin de onayıyla bir sınav yapmaya karar verdi.
-İhsan Oktay Anar Vücudun beden bölümü
Üstüne şal al, öyle git.
Artan, geriye kalan bölüm
Bir liranın üstü olarak uşağın getirdiği yetmiş beş kuruşu masanın üstünden kaldırmaz.
-Abdülhak Şinasi Hisar sıfat
Birkaç şeyden birbirine göre yukarıda olan
Kadınların beni böyle göz hapsine almaları yüzünden üst düğmelerimi gevşetemiyordum.
-Reşat Nuri Güntekin sıfat
Sınıflamalarda temel olarak alınan bir tipe göre ileri derecede olan
Üst makam. Üst rütbedekiler.
Connections
Related Words
Related Phrases
üst başıüst çıkmak (veya gelmek)üste çıkmaküstten bakmaküstü kalsınüstüme (veya üstümüze veya üstünüze) sağlık (veya iyilik sağlık veya şifalar)üstünde durmaküstünde hakkı olmaküstünde kalmaküstündeki üstünde, başındaki başındaüstünden (şu kadar zaman) geçmeküstünden akmaküstünden atmaküstünden dökülmeküstünden geçmeküstünden kibarlık akmaküstünden silindir gibi geçmeküstüne alınmaküstüne almaküstüne atmaküstüne basmaküstüne bir bardak (soğuk) su içmeküstüne bir iki güneş doğmaküstüne çekmek
Pronunciations
Loading pronunciations...
turkce-sozluk.com