Trending:

üst

View count updated May 25, 2025, 12:00 AM

Definitions

  1. isim

    Bir şeyin yukarı, göğe doğru olan yanı; üzeri, fevk, alt karşıtı

    Köyün üst tarafında, saman, taş ve yangın arasında, üstü sazlarla örtülmüş bir kulübenin önünde ateş yanıyor.
    -Halide Edip Adıvar
  2. Bir şeyin görülen yanı, yüzü

    Bu sefer taşın üstünden inip yere oturdu.
    -Memduh Şevket Esendal
  3. Bir şeyin dış yüzü; üzeri

  4. See alsogiysi

    O günden sonra kapıya diktiği bir bekçiye iş çıkışları işçilerin üstlerini arattı.
    -Lâtife Tekin
  5. Birine göre yüksek aşamada olan kimse; mafevk

    Sonunda, üstlerinin de onayıyla bir sınav yapmaya karar verdi.
    -İhsan Oktay Anar
  6. Vücudun beden bölümü

    Üstüne şal al, öyle git.
  7. Artan, geriye kalan bölüm

    Bir liranın üstü olarak uşağın getirdiği yetmiş beş kuruşu masanın üstünden kaldırmaz.
    -Abdülhak Şinasi Hisar
  8. sıfat

    Birkaç şeyden birbirine göre yukarıda olan

    Kadınların beni böyle göz hapsine almaları yüzünden üst düğmelerimi gevşetemiyordum.
    -Reşat Nuri Güntekin
  9. sıfat

    Sınıflamalarda temel olarak alınan bir tipe göre ileri derecede olan

    Üst makam. Üst rütbedekiler.

Connections

Word graph

Explore nearby words and phrases from stored dictionary relations.

Preview the relation map

Load the interactive graph when you want to inspect nearby word and phrase relations.

Pronunciations

Loading pronunciations...
turkce-sozluk.com