çimlenmek
View count updated May 16, 2025, 12:00 AM
Definitions
fiil, nesnesiz
Tohum çim hâline gelmek
Böyle böyle günler, geceler geçmiş. Tohumlar çimlenmiş, filizler büyümüş.
-Güneş Çiğdem Çimle kaplanmak
Binanın etrafındaki saha çimlenmiş, yeşil bir kadife hâlini almıştı.
-Uygur Kocabaşoğlu Üzerinde çim bitmek
Evin giriş basamak çevreleri pek ayak değmediği için çimlenmişti.
-Faruk Şahin Patates, soğan vb. ürünlerin üzerinde filiz oluşmak
Kaymaz nahiyesindeki Biçer istasyonunda yüzlerce ton mahsulün filizlenmek, çimlenmek üzere olduğunu, etrafa saçılıp dağıldığını…
-Murat Metinsoy fiil, mecaz, -den
Yiyeceklerden azar azar alıp yemek
Tuzlu bademler, fıstıklar, fındıklar, kızarmış sucuklar, küçük börekler, tarama gibi şeylerden çimleniyorum.
-Burhan Felek Yeni bir oluşum, düşünce biçimi doğmak
Gönlünde bir başka cihan çimlenmişti, orada dünya malı yeşermezdi.
-Mustafa Necati Sepetçioğlu fiil, teklifsiz konuşmada, -den
Kendinin olmayan şeylerden biraz yarar sağlamak
Bu büyük eserler kiminse onların adını yazmak yeter; üst tarafı ancak bu şöhretlerden çimlenmek isteyen şeref düşkünlerinin tenezzül edecekleri alçalmadır.
-Muhsin Ertuğrul
Pronunciations
Loading pronunciations...
turkce-sozluk.com