Trending:

çekmek

er
View count updated May 25, 2025, 12:00 AM

Definitions

  1. fiil, -e, -i

    Bir şeyi tutup kendine veya başka bir yöne doğru yürütmek

    Hepsi iskemleleri çekerek masanın etrafında bir halka yapmaya hazırlanıyorlardı.
    -Reşat Nuri Güntekin
  2. Taşıtı bir yere bırakmak, koymak

  3. See alsogermek

    İpi çekmek.
  4. İçine almak, emmek

  5. Bir yerden başka bir yere taşımak

    Ekini tarladan çekmek.
  6. Bir amaçla ortadan kaldırmak

    Piyasadaki parayı çekmek.
  7. Üzerinde bulunan bir silahla saldırmak için davranmak

    Elindeki tabancayı tetiğine basmak için yeni çekivermiş gibiydi.
    -Tarık Buğra
  8. Atmak, vurmak

    Dayak çekmek. Şut çekmek.
  9. Bir kimseyi veya bir şeyi geri almak

  10. Güç durumlara dayanmak, katlanmak

    Yalnız bende meçhul bir hastalık vardı. Sekiz yaşından beri çekiyordum.
    -Peyami Safa
  11. Tartıda ağırlığı olmak

    Tartsaydınız kırk, kırk beş kilodan fazla çekmezdi.
    -Peyami Safa
  12. See alsodöşemek

    Kablo çekmek.
  13. Herhangi bir engel kurmak

    Derenin kış yaz kurumayan suları böğürtlen fidanlarını yükseltmiş, iki tarafa yemiş dolu bir koyu çit çekmiş.
    -Refik Halit Karay
  14. Şans denemek amacıyla hazırlanmış kâğıtlardan birini almak

    Birisi niyet çeksin de biz de bir lokma bir şey yiyelim diye bekleşiyorlar.
    -Sait Faik Abasıyanık
  15. İmbik yardımı ile elde etmek

    İspirto çekmek. Gül yağı çekmek.
  16. Çizgi durumunda uzatmak

  17. Aynısını yazmak veya çizmek

    Yazıyı temize çekmek. Kopya çekmek.
  18. Tedavi amacıyla şişe, vantuz, sülük vb.ni uygulamak

    Bardak çekmek.
  19. Bir yerden bir şeyi yukarı doğru almak

  20. Görüntüyü bir aletle özel bir nesne üzerine kaydetmek

    Fotoğraf çekmek. Film çekmek.
  21. Taşıma gücü olmak

    Bu araba 500 kilodan çok yük çekmez.
  22. Bir şeyi öğütmek

    Kahve çekmek.
  23. Protesto, poliçe, çek vb. düzenleyip yürürlüğe koymak

  24. Hoşa gitmek, sarmak

  25. Kaçan ilmeği örmek

    Çorap çekmek.
  26. Masrafını karşılamak, ikramda bulunmak

    Beni Konya Lezzet Lokantasına götürdü, âlâ bir öğle yemeği çekti.
    -Halide Edip Adıvar
  27. Bir duyguyu içinde yaşatmak

    Ona yanıyorum, onun hasretini çekiyorum.
    -Refik Halit Karay
  28. Yürütmek, sürmek

    Aheste çek kürekleri mehtap uyanmasın.
    -Yahya Kemal Beyatlı
  29. fiil, -e

    Bir kimse ailesinden birine herhangi bir bakımdan benzemek

    Yeğeninin ona çeken tek yanı yoktur.
    -Tarık Buğra
  30. Bir şeyin içyüzünü anlamak amacıyla bir kimseyi sıkıştırmak

    Sorguya çekmek.
  31. fiil, -e, -i

    Herhangi bir anlama almak

    Bak, sözümü nereye çekti!
  32. fiil, -e, -i

    Örtmek, giymek

    Yorganınızı başınıza çeker ve uykunuza devam edersiniz.
    -Refik Halit Karay
  33. fiil, -e, -i

    Dişi hayvanı çiftleşmek için erkeğin yanına götürmek

  34. Yol, ay sürmek

    Sevmediğim ayların çoğu otuz bir çeker, uzundur.
    -Burhan Felek
  35. fiil, nesnesiz

    Daralıp kısalmak

    Kumaşı yıkayınca çekti.
  36. Bir şeyi asmak

    Açıkta durduk. Demir attık. Kayığa tehlike bayrakları çektik.
    -Halikarnas Balıkçısı
  37. Boya, badana vb. sürmek

  38. Bir şey yollamak

    Çektikleri telgrafı babasıyla annesi, bakalım, alabilecekler mi?
    -Attilâ İlhan
  39. Bir şeyi emip dışarıya çıkarmak

    Tulumba, suyu iyi çekiyor. Baca iyi çekiyor.
  40. Hamur vb. iyice pişmiş duruma gelmek

  41. fizik

    Bir cisim, belli bir yakınlıktaki başka bir cismi kendisine yaklaşmaya zorlamak, itmek karşıtı

  42. teknik

    Vericiden gelen dalgaları algılayarak televizyon, radyo, telefon vb. aygıtlarla bağlantı kurmak

  43. argo

    İçki içmek

    Çok kimse rakısını bağında çekiyordu.
    -Falih Rıfkı Atay

Connections

Pronunciations

Loading pronunciations...
turkce-sozluk.com