Trending:

çalmak

ar
View count updated May 16, 2025, 12:00 AM

Definitions

  1. fiil, -e, -i

    Başkasının malını gizlice almak; hırsızlamak, kaldırmak, tüydürmek, uğrulamak

    İngiliz cephesinden at kaçırıp bize satan bedeviler dönüşlerinde bizim atlarımızı çalıp İngilizlere satarlardı.
    -Falih Rıfkı Atay
  2. Vurarak veya sürterek ses çıkartmak

    Bir yandan mızıka istiklal havasını çalıyordu.
    -Ruşen Eşref Ünaydın
  3. fiil, nesnesiz

    Çalgı aleti ile bir müzik parçasını seslendirmek

    Fevkalade zekidir, iyi dans eder, piyano çalar, tenis oynar, ata biner, avcıdır, kayakçıdır.
    -Refik Halit Karay
  4. fiil, nesnesiz

    Ses çıkarmak, ses vermek

    Hafif hafif ıslıklar çalan sesi eski keskinliğini kaybetmiştir.
    -Reşat Nuri Güntekin
  5. Bir şeyi bir yere çarpmak, vurmak

    Oklavayla açtığı yufkaları başının üstünde döndürüp mermere çalar, iyice yayar ve inceltirdi.
    -Sevinç Çokum
  6. Üzerine sürmek

    Ekmeğin üzerine yağ çaldı.
  7. fiil, -i

    Bozmak, zarar vermek

  8. fiil, -i

    See alsoçelmek

  9. Madeni oymak, kalemle işlemek

  10. fiil, -e

    Benzemek, andırmak

    Geniş alınlı, kırmızıya çalar, kahverengi saçlı, altın dişli tuhaf bir delikanlı gülümsedi.
    -Sait Faik Abasıyanık
  11. mecaz

    Zamanı boşa harcatmak, ziyan edilmesine yol açmak

  12. fiil, ağızlardan, -i

    Süpürmek, temizlemek

    Tozu çalmak.
  13. dil bilgisi

    Kök durumunda veya zarf-fiil eki alarak hızlı, aralıksız ve özensiz tekrarlanan anlamı veren birleşik kelimeler yapar

Connections

Word graph

Explore nearby words and phrases from stored dictionary relations.

Preview the relation map

Load the interactive graph when you want to inspect nearby word and phrase relations.

Pronunciations

Loading pronunciations...
turkce-sozluk.com