Trending:

çıkmak

ar
View count updated May 16, 2025, 12:00 AM

Definitions

  1. fiil, -den

    İçeriden dışarıya varmak, gitmek

    Ortalık ağarırken bir arkadaşımla yorgun adımlarla konaktan çıktık.
    -Falih Rıfkı Atay
  2. fiil, nesnesiz

    Elde edilmek, sağlanmak, istihsal edilmek

    Bu mülakatımızdan esaslı bir netice çıkmadı.
    -Atatürk
  3. fiil, nesnesiz

    Bir meslek veya bilim kurumunda okuyup yetişmek, mezun olmak

    Çiçeği burnunda subay çıkar çıkmaz, ben size bir emir eri bulurum.
    -Haldun Taner
  4. Bulunduğu yeri bırakıp başka yere geçmek, taşınmak, ayrılmak, ilgisini kesmek

    Yeni evimizden çıkıp eski evimize taşındık.
    -Yusuf Ziya Ortaç
  5. Süresi dolduğunda ayrılmak

    Hastaneden çıkıp yollarda yürüyen kadın, annemin ölümüne ağlayan ben miydim...
    -Erendiz Atasü
  6. fiil, nesnesiz

    Yapılmak, yürümek

    Bu dairede işler kolay çıkmaz.
  7. Yetişecek ölçüde olmak

    Bundan kendime manto yaparım, oğlana da bir palto çıkar... dedi.
    -Aziz Nesin
  8. Bir şeyden bir şey eksilmek

    Dörtten iki çıkarsa iki kalır.
  9. Meydana gelmek

    Uygunsuz dediğim vakalardan biri bir salon oyunu yüzünden çıkmıştır.
    -Reşat Nuri Güntekin
  10. fiil, nesnesiz

    Sıyrılmak, ayrılmak

    Parkın merdivenini inerken, çıplak ayağına giydiği eski mest lastiğinin teki, fırladı, ayağından çıktı.
    -Samim Kocagöz
  11. fiil, nesnesiz

    Herhangi bir durumda olduğu anlaşılmak

    Osman Seden beni komedi filminde deneyip büyük bir başarı kazanınca bundan hepimiz kârlı çıktık.
    -Öztürk Serengil
  12. Bir durumla ilgili niteliklerini yitirmek, bir durumdan başka bir duruma geçmek

    Çok sonra öğrenecek bunu. Çok sonra, çocukluktan çıkıp kocaman adam olduktan sonra.
    -Tarık Dursun K
  13. fiil, -i

    Bir şeyin yukarısına doğru yürümek

    Uzun, dik merdivenli bir yokuşu çıktık.
    -Refik Halit Karay
  14. fiil, nesnesiz, -de

    Bir inceleme, bir araştırma sonucu ... bulunmak

    Sularda bakteri çıktı.
  15. fiil, -e

    Yetkili birinin makamına iş için gitmek

    Hazırladığı raporları yırtmış ve Ali Rıza Paşa’nın makamına çıkarak duyduklarını şifahen nakletmişti.
    -Ayşe Kulin
  16. fiil, -e

    Talihine veya payına düşmek, isabet etmek, vurmak

    Kendine on altı bin lira piyango çıkmış bir kimsenin birkaç yüz kuruşu ödeyememesi dosta düşmana garip görünecekti.
    -Hüseyin Rahmi Gürpınar
  17. fiil, nesnesiz

    Bir konu yetkililerce karara bağlanmak

  18. fiil, -e

    Mal olmak

    Bu ev dört milyara çıktı.
  19. fiil, -e

    Oyunda herhangi bir rolü oynamak

    Arsız ve aptal mahalle çocuğu rolüne çıkmıştı.
    -Bedri Rahmi Eyüboğlu
  20. fiil, -e

    Bir yere ulaşmak, varmak

    Karşı kaldırıma geçtiler, sağa sola saptılar, demir yoluna çıktılar.
    -Memduh Şevket Esendal
  21. fiil, -e

    Karaya ayak basmak

    1919 senesi Mayıs'ının on dokuzuncu günü Samsun'a çıktım.
    -Atatürk
  22. fiil, nesnesiz

    Yayılmak, duyulmak

    Başından beri gazetelerde enstitü hakkında havadisler çıkıyordu.
    -Ahmet Hamdi Tanpınar
  23. fiil, nesnesiz

    Olmak, bulunmak, var olmak

    Bayramın son günü her iki kadının da işleri çıkmıştı.
    -Osman Cemal Kaygılı
  24. fiil, -e

    Bir iddia ile ortalıkta görünmek

    Sen onun karşısına çapkın bir adam gibi çıktın.
    -Peyami Safa
  25. fiil, nesnesiz, -den

    Koku, ses vb. yayılmak

    Lağımdan pis kokular çıkıyor.
  26. fiil, -e

    Karşı gelebilmek, boy ölçüşmek

    Güreşte ona çıkacak kimse yok.
  27. fiil, -e

    Bir şey bulaşmak

    Uçmadan önce yaldızlı tozdan pulları elime çıktı.
    -Füruzan
  28. fiil, -i

    Binaya kat eklemek

    Göl kıyısındaki evlerinin üzerine yeni bir kat çıkmışlar, verandanın önüne üzüm asması sardırmışlar...
    -Salim Nizam
  29. fiil, -e

    Bir sebeple bulunulan yerden ayrılmak

    Bu kahveden sıkıldın, ötekine çıkarsın, anladın mı?
    -Memduh Şevket Esendal
  30. fiil, nesnesiz

    Niteliği sonradan anlaşılmak

    Eyvah, bu da ötekiler gibi soysuz çıktı.
    -Reşat Nuri Güntekin
  31. fiil, nesnesiz

    Belirmek, tanınmak

    Bir ilçe belediye başkanı hepsinden açıkgöz çıktı.
    -Muzaffer İzgü
  32. fiil, nesnesiz

    Davranışta herhangi bir niteliği bulunmak

    Oğlan akıllı çıktı, kimleri bulacağını, kimlerle çalışacağını bildi.
    -Oya Baydar
  33. fiil, nesnesiz

    Yerinden oynamak

    Fukaranın hem sağ bileği çıkmış hem davulu patlamıştı.
    -Reşat Nuri Güntekin
  34. fiil, nesnesiz

    Görünür veya belli bir durumda bulunmak

    Yüzünün derisi buruşmuş, elmacık kemikleri çıkmıştı.
    -Cahit Uçuk
  35. fiil, nesnesiz

    Oluşmak, olmak

    Birdenbire öyle soğuk çıktı ki pirinç tanelerini tutamaz oldum, parmaklarım şakır şakır titriyor!
    -Mahmut Yesari
  36. fiil, nesnesiz

    Piyasaya sürülmek

  37. fiil, nesnesiz

    Bitmek, büyümek, sürmek

    Mayısın ortası olmadan ekinler çıktı.
    -Ümit Kaftancıoğlu
  38. fiil, nesnesiz

    Emir, talimat vb. verilmek

    Dört gün, dört gece yanına kimse varmayacak diye emir çıktı.
    -İlhan Tarus
  39. fiil, nesnesiz

    Ay veya mevsim geçmek

    Kış çıktı, bahar geldi, uzun tatil ayları geldi, Cevdet Bey’in yeri dolmadı.
    -Fakir Baykurt
  40. fiil, nesnesiz

    Yeni yetişip satışa sunulmak

    Önce badem ağacı çiçek açtı, sonra çağlalar ağaçları süsledi. Ardından erikler çıktı.
    -Vivet Çavlı
  41. fiil, nesnesiz

    See alsoyükselmek

    Fiyatlar çıktı.
  42. fiil, nesnesiz

    Sesini yükseltmek

  43. fiil, nesnesiz, -den

    Giderilmek, yok olmak

    Gerçekten adamın kolundaki leke çıktı. Çıktı ama, üzerindeki kumaş da eriyip gitti...
    -Muzaffer İzgü
  44. fiil, -den

    Bir şeyi unutmak

    İlk girdiğim zaman belki caddeden geçer, görürüm falan derken lafa dalmışım, hatırımdan çıktı.
    -Refik Halit Karay
  45. fiil, nesnesiz

    Ay, Güneş görünmek

    Güneş seni ısıtmak için çıkıyordu.
    -Yakup Kadri Karaosmanoğlu
  46. fiil, nesnesiz

    Ay, Güneş görünmek

    Hava açılmış, ay çıkmıştı.
    -Refik Halit Karay
  47. fiil, nesnesiz

    Kitap, dergi vb. yayımlanmak

    Yeni çıkmış Fransızca bir iki kitap bulunurdu.
    -Yusuf Ziya Ortaç
  48. fiil, nesnesiz

    Aktarılmış olmak

    Çok geçmeden haber çıkacağını kadınlık insiyakıyla derhâl sezmişti.
    -Refik Halit Karay
  49. fiil, nesnesiz

    Gerçek hâle gelmek

    İnsanın her gördüğü rüya çıkmaz ya!
    -Memduh Şevket Esendal
  50. fiil, nesnesiz

    Bulunduğu yerden fırlamak, kopmak

    Arabanın direksiyonu çıkmak.
  51. Bir şeyin düzeni bozulmak, eskisinden daha değişik, kötü bir duruma girmek

    Artık yaşanılır olmaktan çıktı İstanbul. Yaşanılır gibi değil. Daha doğrusu, İstanbul, İstanbul olmaktan çıktı.
    -Demirtaş Ceyhun
  52. fiil, -le

    Flört etmek

    Sevim, senden başka bir kızla çıkmadım.
    -Attilâ İlhan
  53. fiil, -e

    Erişmek, görmek

    Aklı başında ama sabaha çıkamayacağına kalıbımı basarım.
    -Sait Faik Abasıyanık
  54. mecaz

    Harcamak zorunda kalmak

    Geçen hafta düğünümüz oldu. Çok paradan çıktım.
    -Aziz Nesin
  55. fiil, -i, argo

    Vermeye katlanmak

    Çık bakalım paraları. Şıkır, şıkır... Bir, iki, üç... On, yirmi, otuz...
    -Sadri Etem Ertem

Connections

Pronunciations

Loading pronunciations...
turkce-sozluk.com