Trending:

çökmek

er
View count updated May 16, 2025, 12:00 AM

Definitions

  1. fiil, nesnesiz

    Bulunduğu düzeyden aşağı inmek; çukurlaşmak, batmak, obrumak

    Altımız oynadı, toprak çöktü üstüme. Bağırıyordum. Toprak sıkıştırıyordu.
    -Yaşar Kemal
  2. Üzerinde bulunduğu yere yıkılmak

    Bir, bilemedin bir buçuk kulaçlık bir tavan çöktü bana kalırsa…
    -Mustafa Necati Sepetçioğlu
  3. fiil, -e

    See alsoçömelmek

  4. fiil, -e

    Oturmak, birdenbire oturmak

    Soluk soluğa yere çöktü.
    -Falih Rıfkı Atay
  5. Birinin, bir şeyin üzerine çullanmak

  6. Deve, sığır vb. olduğu yere oturmak

    Boz renkli bir kaya, tıpkı çökmüş bir hecin sırtını andırıyordu.
    -Yakup Kadri Karaosmanoğlu
  7. Şakak, avurt vb. içeri doğru girmek; çukurlaşmak

    Kadının yanakları daha fazla çöktü.
    -Halide Edip Adıvar
  8. Basmak, yayılmak

    Geceleri bazen öyle bir sessizlik çöküyor ki muharebenin bu yerlerde olduğuna insanın inanamayacağı geliyor.
    -Necip Fazıl Kısakürek
  9. Sis, duman vb. inerek kaplamak

    Alaca karanlıklar çökerken köşk bahçesinin parmaklıklarında görünmektedir.
    -Salâh Birsel
  10. mecaz

    Sarsılıp dinçliğini yitirmek

    Şayet iradesiz bir adamsanız az zamanda çürüyüp çökmeniz pek mümkündür.
    -Refik Halit Karay
  11. Tortu dibe inmek

  12. mecaz

    Son bulmak, yıkılıp dağılmak; göçmek

    Bir gün vatan çöktü ve millî mabetler istila edildi.
    -Aka Gündüz
  13. fiil, mecaz, -e

    Yoğun bir biçimde duymak

    Mustafa Kemal'in içine ilk defa bu lisede vatan kaygısı çöktü.
    -Falih Rıfkı Atay

Connections

Word graph

Explore nearby words and phrases from stored dictionary relations.

Preview the relation map

Load the interactive graph when you want to inspect nearby word and phrase relations.

Pronunciations

Loading pronunciations...
turkce-sozluk.com