çökmek
-erView count updated May 16, 2025, 12:00 AM
Definitions
fiil, nesnesiz
Bulunduğu düzeyden aşağı inmek; çukurlaşmak, batmak, obrumak
Altımız oynadı, toprak çöktü üstüme. Bağırıyordum. Toprak sıkıştırıyordu.
-Yaşar Kemal Üzerinde bulunduğu yere yıkılmak
Bir, bilemedin bir buçuk kulaçlık bir tavan çöktü bana kalırsa…
-Mustafa Necati Sepetçioğlu fiil, -e
See alsoçömelmek
fiil, -e
Oturmak, birdenbire oturmak
Soluk soluğa yere çöktü.
-Falih Rıfkı Atay Birinin, bir şeyin üzerine çullanmak
Deve, sığır vb. olduğu yere oturmak
Boz renkli bir kaya, tıpkı çökmüş bir hecin sırtını andırıyordu.
-Yakup Kadri Karaosmanoğlu Şakak, avurt vb. içeri doğru girmek; çukurlaşmak
Kadının yanakları daha fazla çöktü.
-Halide Edip Adıvar Basmak, yayılmak
Geceleri bazen öyle bir sessizlik çöküyor ki muharebenin bu yerlerde olduğuna insanın inanamayacağı geliyor.
-Necip Fazıl Kısakürek Sis, duman vb. inerek kaplamak
Alaca karanlıklar çökerken köşk bahçesinin parmaklıklarında görünmektedir.
-Salâh Birsel mecaz
Sarsılıp dinçliğini yitirmek
Şayet iradesiz bir adamsanız az zamanda çürüyüp çökmeniz pek mümkündür.
-Refik Halit Karay Tortu dibe inmek
mecaz
Son bulmak, yıkılıp dağılmak; göçmek
Bir gün vatan çöktü ve millî mabetler istila edildi.
-Aka Gündüz fiil, mecaz, -e
Yoğun bir biçimde duymak
Mustafa Kemal'in içine ilk defa bu lisede vatan kaygısı çöktü.
-Falih Rıfkı Atay
Connections
Related Words
Pronunciations
Loading pronunciations...
turkce-sozluk.com