oturmak
Görüntülenme sayısı 16 May 2025 00:00 tarihinde güncellendi
Anlamlar
fiil, -e
Vücudun belden yukarısı dik duracak biçimde ağırlığı kaba etlere vererek bir yere yerleşmek
Bir sandalyenin üzerinde oturmuş, önüne bakıyordu.
-Sait Faik Abasıyanık fiil, nesnesiz
Bu biçimde yerleştiği yerde kalmak
Bakın, hikâye zordur, acımasız ve hoşgörüsüzdür. Oturursunuz ve başından kalkamazsınız.
-Tarık Dursun K fiil, -i
Uygun gelmek, ölçüleri tam olmak
Ütüsüz ve beli oturmamış pantolonunu çekti.
-Tarık Buğra fiil, -de
Bir yerde sürekli olarak kalmak, ikamet etmek
Aynı semtte oturdukları için komşu da sayılırlar.
-Burhan Felek fiil, nesnesiz
Hiçbir iş yapmadan boş vakit geçirmek, boş durmak
Böyle oturacağınıza çalışsanız olmaz mı?
fiil, nesnesiz
Toprak veya yapı çökmek, aşağı inmek
Temelin bu tarafı on santim oturmuş.
fiil, -le
Biriyle beraber yaşamak
O günden beri enişte beyle oturuyorum.
-Sermet Muhtar Alus Bir işi yapmakta olmak, bir işe başlamak üzere olmak
Yer almak, geçmek
Valilik makamına oturdu.
fiil, nesnesiz
Benimsenmek, yerleşmek, kökleşmek
Gelenekler gün geçtikçe iyice oturdu.
Belli bir yörüngede dönmeye başlamak
Uydu yörüngeye oturdu.
Sıvı tortuları dibe çökmek, dipte toplanmak
fiil, nesnesiz
Herhangi bir durumda belli bir süre kalmak
Arif gibi bir adamla çene yarışına girmek istememekle beraber susup oturamazdı.
-Memduh Şevket Esendal
Telaffuzlar
Telaffuzlar yükleniyor...
turkce-sozluk.com