bağlamak
Anlamlar
fiil, -e, -i
İp, bağ veya başka bir araçla bir şeyi bir yere veya birkaç şeyi birbirine tutturmak, birleştirmek
Gemiyi iskeleye bağlamak.
Kumaş, ip, tel gibi şeyleri uçlarını birbiri arasından geçirmek suretiyle düğümlemek
İpi ipe bağlamak.
fiil, -i
Yaraya ilaç koyup bezle sarmak
Yarayı bağlamak.
fiil, -i
Denk yapmak, paket yapmak
Yatakları bağlamak. Eşyayı bağlamak.
Anlaşma yapmak
İşleri bugün sözleşmeye bağladı.
fiil, -i
Uyulması zorunlu olmak
Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır.
-Anayasa fiil, -e, -i
Eklemek, bir araya getirmek, birleştirmek
Başka bir işle uğraşamaz durumda olmak
Bu iş beni bağladı.
fiil, -i
Sona erdirmek, bitirmek, tamamlamak
fiil, -i
Geçişi engellemek
Bütün yolları bağlamışlar.
fiil, -i
Birini söz veya yazı ile bağlamak; taahhüt etmek, angaje etmek
fiil, -i
Büyü, muska vb.nin aracılığıyla birinin birtakım isteklerini veya yetkinliğini engellemek, yok etmek
Yoğurt, yara vb. yüzey üzerinde katman oluşmak; tutmak
Hem öylesine bir yağmur ki toprağın yüzü kaymak bağladı ve Mehmet'le babasını ‘kaymak kıran’ tırmıklar ile bir hayli uğraştırdı.
-Reşat Enis Aygen mecaz
Gönlünü kazanmak
Bu davranışınız beni size bağladı.
mecaz
Birinde bir şeye karşı ilgi, istek uyandırarak o şeye ilgi, yakınlık duymasını sağlamak
mecaz
Bütün ilgisini bir yerde yoğunlaştırmak
Kızım, ne yapsak da seni bu eve bağlayabilsek acaba?
-Reşat Nuri Güntekin